Kayıtlar

Laodikya'da bir bank...

  İçimde bir hüzün bulutu Bir ayrılıktan kalmış Buruk bir veda Ayrılığın gecesinden kalma Birkaç göz yaşı göz pınarım da Bir ayrılıktan kalmış Laodikya 'da bir bank Yağmurda kalmış Islanmış büsbütün Anılar mazide kalmış Bir Ekim gecesin de mutluluk Şimdi çok uzak dünler Mutluluk,ayrılığın gecesinde kalmış İçimde bir hasret Gözlerim gözlerinde kalmış Bir bağrı yanık vuslat Bir türkü çalışıyor ötelerden Uzaklarda çok uzaklarda Belki dağların ardında bir yerde Dinliyorsun ,dinleniyorsun...

Kedere hoş geldin diyebilmek!

Resim
  Bütün değişimler zorlu yollardan geçer ... Hayatta bazen öyle anlara karışırız ki ,hüzün ,keder ve acı  öyle yerleşir ki içimize ,korkarız kaybolmaktan. Bir daha geriye dönememekten. Geriye dediğimiz nedir demi? Kendimize dönememekten korkarız en çok. İnsan ruhu, bedeni acılara ne kadar dayanabilir . Bir acı ne zaman terk eder bizi tamamen . Geçer mi bir gün ? Biter mi tüm sancılar... Prof. Brown , bir acının, kederin genellikle 6 ay ve ya 2 yıl içerisinde azaldığı söylüyor. Azaldığını! Geçip gittiğini değil!  İnsan sadece alışıyor bir nevi. Eskisi gibi acıtmıyor canını.  Brown , diyor ki; "Bu bizi birlikte kalmaya iten bir sistem" Azalacak sadece zamanla yavaş yavaş azalacak. Ama tamamen geçmeyecek hiç bir zaman. Bizimle birlikte olmaya devam edecek ! Unutmak isteriz bazen, sadece unutabilmek her şeyi. Bir zamanlar insana içine sığmayacak kadar mutluluk ve sevinç yaşatan anlar , gün  gelir en derin sancın olur . Her hatırladığın da kalbini burkan bir sızı olu...

Bil ki seni düşlüyorum...

Resim
  Yıldızlara bak Aya , güneşe Bir rüzgar estiği zaman ötelerden Bil ki seni düşünüyorum Bil ki kokum karışıyor havaya Nefes alıyorsun sonra Nefesin karışıyor havaya Ötelerden çok ötelerden Bir rüzgar estiği zaman Biliyorum ki Nefesin geliyor Karışıyor kokun havaya Güneş yeniden doğuyorsa sabaha Biliyorum ki uyanıyorsun sende Başlıyor yeni bir gün daha sensiz Akşam olunca bir keder düşüyor yüreğime Ay yükselince tepeye Aynı anda gökyüzüne dalıyor gözlerimiz Bil ki seni düşlüyorum Uzakta çok uzakta bir yeri düşünüyoruz Düşlüyoruz  her ayın görünüşünde gökyüzünde ... Ve bir yıldız kayıyor gökyüzünde Bir düş diliyoruz ötelerden Bir yıldız, gün yeniden gelince Aynı dilekte buluşturuyor ellerimizi Bil ki ellerini arıyor ellerim...

Bir Dalga Vurdu Kıyıya

Resim
 Seni düşünüyordum  Mevsim hazan Bir dalga vurdu kıyıya  Aldı götürdü anılarımı  Gecenin en koyu karanlığında  Bir ışık vurdu yüzüme  Yakamozun tam ortasında! Bir dalga vurdu kıyıya  Aldı götürdü yüreğimi  Yüreğim bir kum gibi ufalandı  Bir gemi rıhtımda  Vuslata demir atmış  Bir hüzün dalgası  Aldı götürdü mutluluğu  Bir dalga vurdu kıyıya  Götürdü seni  Bir dalga vurdu kıyıya  Uyandık rüyadan  Derinlerde çok derinlerde kaybolduk...

Tüketiyoruz ve tükeniyoruz !

Resim
Tükettikçe tükendik... Tüketmek, sözlük anlamına bakarsak; kullanarak bitirmek, hiç kalmamasını sağlamak, yok etmek! Mecaz anlamı ile bakarsak da; bitirmek,sabrını tüketmek ve kuvvetini tüketmek. Tükenmek,  sözlük anlamına bakmamız gerekirsek o da aslında tüketmek ile eş değer! Tükenmek; ''artık hiç kalmamak, sona ermek,bitmek ! Tükenmek ve tüketmek! Bir terazinin iki eşit kolu. İnsan, tükettiği kadar tükeniyor. Tükendiği kadar da tüketmek istiyor. Hızlı değişen zaman, hayatın akışı içinde başımıza gelen olaylar ve değişen hayat koşullarına ayak uydururken insan da hem tüketiyor ve tüketirken de tükeniyor aslında. Şeyma Çekici,  Burası Gerçek Dünya kitabında diyor ya; Önce eşyayı tüketiyoruz, sonra duyguları, sonra da ruhumuzu. Gittikçe silindiğimiz bu dünya da varoluşumuzu ispat etmek için, yine tüketiyoruz, tükettikçe tükeniyoruz.  İnsan, bu Dünyadaki yerini kabul ettirmiştir, davranışlarıyla. Birgün, git gide yaklaşmışken sonuna ardındaki her şeyi tüketmeye koşullamışt...

Vakit,vuslat vakti...

Resim
  Mevsim sohbahar  Bir eylül akşamı  Vakit vuslat vakti Hasret en büyük yara şimdi En kalleş pusu Gecenin en koyu saati  En derin sessizliği evimin Hasret öyle bir çökmüşkü yüreğimize  Gecenin en ağır darbesi  En sessiz çığlık Sen uykularda  Ben umutlarda ... Hayâller peşindeyim yine  Sensiz geçen gecelere inat  Senli geçen gelecekler düşünmekteyim  Ama sensiz geçiyor her biri  Sen geçmiyorsun artık  Uzun oldu gidişin  Ne zaman gelirsin  Hangi mevsim  Hangi gün Saat kaç gibi mesela...

Kıran siz olmayın! Kırılan olsanız da...

Resim
''Kırıcı ve gururluyuz '' Yaşamda insanı pekçok farklı duygu yönetir. Bazen birini çok severiz, bazen birinden nefret ederiz, bazen kırılırız, kızarız. Yaşadığımız duygu karşımızdaki insana aynı duyguyu yaşatma hissi yaratır. Ve insan elindeki en etkileyici silahı kullanır. Duygularını davranışlara döker. Kırıldığından fazla kırar. Sevildiği kadar sevmez. Sevdiği kadar sevilmez. Nefret ederken bir taraf, nefret nedir bilmez diğer taraf. Diyor du ya şair; Yarın öleceğimizi bilsek, tüm kırgınlıklarımızı unuturuz; ama biz sonsuza kadar yaşayacakmış gibi kırıcı ve gururluyuz! İnsanoğlu her ne kadar kabul etmesede çoğu kez bu durumu. Gururludur ve kırıcıdır. Çoğu zaman da gururu en büyük etkendir, yaşattıklarında ve yaşadıklarında.  Gerçektende yarın öleceğimizi bilsek affederdik bizi kıran herkesi, yarın öleceğimizi bilsek kırmazdık, kızmazdık ardımızda kalacakları. Unutabilirdik her şeyi... Gurur denilen duygu,bazen vurur insanı! İnsan, gururunu kontrol edemediği zaman, gu...