Kayıtlar

Eylül, 2023 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Laodikya'da bir bank...

  İçimde bir hüzün bulutu Bir ayrılıktan kalmış Buruk bir veda Ayrılığın gecesinden kalma Birkaç göz yaşı göz pınarım da Bir ayrılıktan kalmış Laodikya 'da bir bank Yağmurda kalmış Islanmış büsbütün Anılar mazide kalmış Bir Ekim gecesin de mutluluk Şimdi çok uzak dünler Mutluluk,ayrılığın gecesinde kalmış İçimde bir hasret Gözlerim gözlerinde kalmış Bir bağrı yanık vuslat Bir türkü çalışıyor ötelerden Uzaklarda çok uzaklarda Belki dağların ardında bir yerde Dinliyorsun ,dinleniyorsun...

Kedere hoş geldin diyebilmek!

Resim
  Bütün değişimler zorlu yollardan geçer ... Hayatta bazen öyle anlara karışırız ki ,hüzün ,keder ve acı  öyle yerleşir ki içimize ,korkarız kaybolmaktan. Bir daha geriye dönememekten. Geriye dediğimiz nedir demi? Kendimize dönememekten korkarız en çok. İnsan ruhu, bedeni acılara ne kadar dayanabilir . Bir acı ne zaman terk eder bizi tamamen . Geçer mi bir gün ? Biter mi tüm sancılar... Prof. Brown , bir acının, kederin genellikle 6 ay ve ya 2 yıl içerisinde azaldığı söylüyor. Azaldığını! Geçip gittiğini değil!  İnsan sadece alışıyor bir nevi. Eskisi gibi acıtmıyor canını.  Brown , diyor ki; "Bu bizi birlikte kalmaya iten bir sistem" Azalacak sadece zamanla yavaş yavaş azalacak. Ama tamamen geçmeyecek hiç bir zaman. Bizimle birlikte olmaya devam edecek ! Unutmak isteriz bazen, sadece unutabilmek her şeyi. Bir zamanlar insana içine sığmayacak kadar mutluluk ve sevinç yaşatan anlar , gün  gelir en derin sancın olur . Her hatırladığın da kalbini burkan bir sızı olu...

Bil ki seni düşlüyorum...

Resim
  Yıldızlara bak Aya , güneşe Bir rüzgar estiği zaman ötelerden Bil ki seni düşünüyorum Bil ki kokum karışıyor havaya Nefes alıyorsun sonra Nefesin karışıyor havaya Ötelerden çok ötelerden Bir rüzgar estiği zaman Biliyorum ki Nefesin geliyor Karışıyor kokun havaya Güneş yeniden doğuyorsa sabaha Biliyorum ki uyanıyorsun sende Başlıyor yeni bir gün daha sensiz Akşam olunca bir keder düşüyor yüreğime Ay yükselince tepeye Aynı anda gökyüzüne dalıyor gözlerimiz Bil ki seni düşlüyorum Uzakta çok uzakta bir yeri düşünüyoruz Düşlüyoruz  her ayın görünüşünde gökyüzünde ... Ve bir yıldız kayıyor gökyüzünde Bir düş diliyoruz ötelerden Bir yıldız, gün yeniden gelince Aynı dilekte buluşturuyor ellerimizi Bil ki ellerini arıyor ellerim...

Bir Dalga Vurdu Kıyıya

Resim
 Seni düşünüyordum  Mevsim hazan Bir dalga vurdu kıyıya  Aldı götürdü anılarımı  Gecenin en koyu karanlığında  Bir ışık vurdu yüzüme  Yakamozun tam ortasında! Bir dalga vurdu kıyıya  Aldı götürdü yüreğimi  Yüreğim bir kum gibi ufalandı  Bir gemi rıhtımda  Vuslata demir atmış  Bir hüzün dalgası  Aldı götürdü mutluluğu  Bir dalga vurdu kıyıya  Götürdü seni  Bir dalga vurdu kıyıya  Uyandık rüyadan  Derinlerde çok derinlerde kaybolduk...

Tüketiyoruz ve tükeniyoruz !

Resim
Tükettikçe tükendik... Tüketmek, sözlük anlamına bakarsak; kullanarak bitirmek, hiç kalmamasını sağlamak, yok etmek! Mecaz anlamı ile bakarsak da; bitirmek,sabrını tüketmek ve kuvvetini tüketmek. Tükenmek,  sözlük anlamına bakmamız gerekirsek o da aslında tüketmek ile eş değer! Tükenmek; ''artık hiç kalmamak, sona ermek,bitmek ! Tükenmek ve tüketmek! Bir terazinin iki eşit kolu. İnsan, tükettiği kadar tükeniyor. Tükendiği kadar da tüketmek istiyor. Hızlı değişen zaman, hayatın akışı içinde başımıza gelen olaylar ve değişen hayat koşullarına ayak uydururken insan da hem tüketiyor ve tüketirken de tükeniyor aslında. Şeyma Çekici,  Burası Gerçek Dünya kitabında diyor ya; Önce eşyayı tüketiyoruz, sonra duyguları, sonra da ruhumuzu. Gittikçe silindiğimiz bu dünya da varoluşumuzu ispat etmek için, yine tüketiyoruz, tükettikçe tükeniyoruz.  İnsan, bu Dünyadaki yerini kabul ettirmiştir, davranışlarıyla. Birgün, git gide yaklaşmışken sonuna ardındaki her şeyi tüketmeye koşullamışt...

Vakit,vuslat vakti...

Resim
  Mevsim sohbahar  Bir eylül akşamı  Vakit vuslat vakti Hasret en büyük yara şimdi En kalleş pusu Gecenin en koyu saati  En derin sessizliği evimin Hasret öyle bir çökmüşkü yüreğimize  Gecenin en ağır darbesi  En sessiz çığlık Sen uykularda  Ben umutlarda ... Hayâller peşindeyim yine  Sensiz geçen gecelere inat  Senli geçen gelecekler düşünmekteyim  Ama sensiz geçiyor her biri  Sen geçmiyorsun artık  Uzun oldu gidişin  Ne zaman gelirsin  Hangi mevsim  Hangi gün Saat kaç gibi mesela...

Kıran siz olmayın! Kırılan olsanız da...

Resim
''Kırıcı ve gururluyuz '' Yaşamda insanı pekçok farklı duygu yönetir. Bazen birini çok severiz, bazen birinden nefret ederiz, bazen kırılırız, kızarız. Yaşadığımız duygu karşımızdaki insana aynı duyguyu yaşatma hissi yaratır. Ve insan elindeki en etkileyici silahı kullanır. Duygularını davranışlara döker. Kırıldığından fazla kırar. Sevildiği kadar sevmez. Sevdiği kadar sevilmez. Nefret ederken bir taraf, nefret nedir bilmez diğer taraf. Diyor du ya şair; Yarın öleceğimizi bilsek, tüm kırgınlıklarımızı unuturuz; ama biz sonsuza kadar yaşayacakmış gibi kırıcı ve gururluyuz! İnsanoğlu her ne kadar kabul etmesede çoğu kez bu durumu. Gururludur ve kırıcıdır. Çoğu zaman da gururu en büyük etkendir, yaşattıklarında ve yaşadıklarında.  Gerçektende yarın öleceğimizi bilsek affederdik bizi kıran herkesi, yarın öleceğimizi bilsek kırmazdık, kızmazdık ardımızda kalacakları. Unutabilirdik her şeyi... Gurur denilen duygu,bazen vurur insanı! İnsan, gururunu kontrol edemediği zaman, gu...

Oluruna bırakın!

Resim
 "Oluruna bırak, her neyse geçer" "Oluruna bırak Her neyse geçer  Hayata zulmedip  Üzülmeye mi değer!" Böyle diyordu şarkıda ... Oluruna bırakmalı insan bazı şeyleri hayatta. Bir şey olacağı varsa eninde sonunda oluyordu zaten.  Ya da olmayacağı varsa da siz ne kadar zorlasanızda çabalasanızda bazen geçemezsiniz önüne hiçbir şeyin. Ne kendiniz ne  hayatınıza zulmetmeye değer mi gerçekten. Üzülmek neyi değiştirir. Sizden başka! Sadece sizi değiştirir.  Hiçbir karanlık gece sabaha kavuşmadan geçmez. Güneş mutlaka doğar gecenin üzerine . Geçmez dediğin acılar neyse , birgün mutlaka geçer. Bekler sadece zamanını bekler. Ne mutluluk ne acı ilk gün ki gibi kalmaz. Her neyse canınızı acıtan sizi üzülmeye iten, zulmeden hayatınıza, bırakın oluruna . Kendinize zulmetmeyi bırakın.  Çünkü bir gün geçecek.  İnsan, bile sınırlı kaldığı şu evrende bizimle barınan duygular , düşünceler bile ölümlü! Biz yarın ölmeyecek gibi sonsuza dek acılarımızla yaşamaya devam...

Bir Adım Atmadan, Bin Kez Düşünmek!

Resim
 Bir adımla başlar her şey ve bir adımla biter... Hayatta öyle kararlar vermemiz gereken anlar gelir ki , ağzınızdan çıkan bir söz bütün hayatınızın dönüm noktasındaki o başlangıç da olabilir bir hikayenin bitişi de. İnsan, bazen bir adım atmak için , bin kez düşünmeli belki de. Çünkü o adımı attıktan sonra bazı yolların ve söylenen bazı cümlelerin artık telafisi olmayacaktır.   Hepimiz, inişli çıkışlı duygular yaşadığımız, anlık gelişen olayların öfkesine, hayâl kırıklıklarına , büyük önyargılarının bizi sardığı anları yaşıyoruz, hayatın akışı içinde. Ve asıl önemli olanda o andan sonra attığımız her adım ve söylediğimiz her cümlenin bizi dönülmez yollara sokabileceğini unutmamamız.  İnsan, en büyük hatalarını ve en yanlış kararları genelde hep bu anlarda alır. "Öfkeyle kalkan zararla oturur" derler ya,her zaman zararla oturur mu bilinmez ama ... Çoğu kez o öfke yine insana zarar verir. Olumsuz bir durum , size olumlu sonuçlar doğurmaz! Duygularınızın etkisi altında...

Uzaklaştıkça kendi yüreğine yaklaşmak...

Resim
 Uzaklaştığın her şey belki de seni kendine daha çok yaklaştırıyordur ... İnsan, aitlik ve alışılmışlık duygusunun kısır döngüsü  içinde ait olduğunu düşündüğünü yeri terk edemez! Aslında ait değildir oraya ama ait hissediyordur kendini alışmıştır çünkü!  Halbuki uzaklaşabilse kendini keşfedebilse yüreğine daha çok  yaklaşacaktır her adımında . Günlük hayatın bizi mutsuz eden detayları, kalıpların dışına çıkmadan bastırdığımız duygular , kendi kendimize koyduğumuz ruhumuzun ve bedenimizin prangaları... Aslında ait olmadığımız o kadar duygu var ki içimizde ait hissetmek zorunda olduğumuz.  Kendimizi bulmamız için terk etmemiz gereken o kadar alışkanlıklarımız var ki... İnsan bazen gidebilmeli, vazgeçme cesareti gösterebilmeli . Bir eylem olarak değil sadece kendinden de gidebilmeli ya da sevdiği yeri terk edebilmeli bazen ne kadar üzülsekte acı çeksekte uzaklaşmak gerekir. Ağlayarak ayrıldığınız yere bir gün belki gülümseyerek geri dönebilirsiniz. Ya  da dön...

Mutluluk her zaman vardır!

Resim
 Mutlu olmak istiyorsan içindeki ışığı açmayı unutma... Mutluluk, dediğimiz şey nedir? Ne kadar uzak bize ve ne kadar yakın aslında... Mutluluk çoğu zaman uzaklarda aradığımız ama aslında her zaman içimizde barınan karanlığımızın içinde saklanan bir ışık gibi bizimle .  İnsan, mutluluğa ulaşmak için kendine hep bir  koşul koyar. O zaman mutlu olacağını düşünür. İstediği işe başlayınca, çok istediği bir şeyi elde edince, gitmek istediği bir yere gidince peki bunlar size kalıcı Mutluluk verir mi ? Ya da mutlu olmak için neden o koşulların gerçekleşmesini bekliyoruz ki?  Mutlu olmak için koşullar koymayın kendinize çünkü hayat siz planlar yaparken sizi bambaşka planlarla karşılaştırır.  Hayat siz planlar yaparken başınıza gelenlerdir.  Beklemeyin bir anı birini ya da...  Çok uzağa gitmenize gerek yok , çünkü mutluluk sizinle zaten. İçinizdeki karanlıkta küçük bir ışık.  İnsan her an mutlu olabilmeli yetebilmeli kendi mutluluğuna!  Mutlu olmak iç...

İnsanı, insan mı yorar yoksa hayat mı ?

Resim
 Hayat mı yoksa insan mı ? Seni hem yoğuruyor, hem yoruyor ... Nefes aldıkça her gün , bir güneşin batışıyla ve doğuşuyla devam ediyoruz yaşamaya. Yaşadığımız her yeni gün yeni bir kapı açıyor bize. Bazen açmak istemesek de o kapıları yaşamak ve hayat bunu gerektiriyor.  Yoruluyoruz ve yoğuruluyoruz hayatın içinde. Peki bizi ne yoruyor ne yoğuruyor ya da... Bir söz okumuştum,diyor du ki; Hayat seni hem yoğuruyor, hem yoruyor.Sonra alışmayı öğreniyorsun ya da sabretmeyi. Peki bizi yoran hayat mı ! Yoksa insanlar mı? Ve şunu diyor, Ebu Umudani; Hayat insanı yormaz.İnsanı insanlar yorar, hayat topraktır. Kuyuyu insanlar kazar... Hayat yormaz ki insanı ! İnsanı yine insan yorar. Hayat bu süre zarfında başımıza gelenlerdir sadece...Bizi yoran hayatın şartları değil insanların sağırlığıdır . Her insan öylesine girmez hayatımıza ve öylesine çekip gitmez. Her gelen mutlaka kalana bir şey bırakır ve öyle gider. Bizi yoran da , aynı zamanda yoğurun da insandır , bu yüzden.  Mirza T...

Ümitvar olmak gerekiyor...

Resim
 Nefes aldıkça umut hep vardır! "Bütün iyi kitapların sonunda Bütün gündüzlerin, Bütün gecelerin sonunda Meltemi senden esen Soluğu sende olan, Yeni bir başlangıç vardır..." Ne güzel anlatıyor Edip Cansever "Umuş" şiirinde  Ümitvar olmanın güzelliğini... Umut,hayatın bir parçasıdır. Çünkü hayat "umut"tur. Yaşam , her gecenin sonunda ve her sabahın başlangıcında bize yeni mücadeleler sunar. Hepimizin savaşı, mücadelesi bambaşkadır. Ama hepimizin ortak bir noktası vardır, umut! İnsan ümitvar olmalı . Düştüğü zaman bir gün yeniden ayağa kalkabileceğini unutmamalı. Nasıl ki her karanlık gecenin sabahında güneş yeniden doğuyorsa sabaha , her kışın sonunda bahara kavuşuyorsa Dünya, İnsan da nefes aldığı sürece bir gün tüm umutsuzlukları umutlara kavuşacak.  Hayat her zaman size aydınlığını, yazını sunmayacak... Bazen karanlık kapkaranlık geceleriniz olucak ve hatta gündüzleriniz.Ayazda kaldığınız geceler olucak,kara kışlar geçireceksiniz belkide. Bazen bir sebep...