Kayıtlar

Ağustos, 2023 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Saygı olmayan yerde sevgi barınamaz!

Resim
 Saygı yoksa sevgi de yoktur... "Saygı, insanları bir araya getiren köprüdür."  O köprünün ayakta durması saygının gücüne bağlıdır. Saygı varsa köprünün ayakları da bir o kadar güçlüdür .Ama, tek bir saygısızlık bile yıkabilir o köprüyü . Yıkmaya gücü yeter. Ve ardında bir çok duyguyu da yıkar, yok eder.  Saygı, tüm duyguların oluşumunun ilk basamağıdır. Saygı olmayan yerde, içinde iyi niyet barındıran hiç bir duygu yer edinemez. Sevgi yoktur! En önemlisi...  Saygı, varsa sevgi kendiliğinden çizer yolunu, gelir bulur yerini .. Saygı,her şeyden önemlidir! Sevgiden bile. Saygının bittiği yerde; dostluk biter, aşk biter, değer biter,çünkü sevgi bitmiştir.Kırılır insan. Tükenir, incinir ve yara alır.Tüm bu duygular birbirini besler aslında. Bir zincirinin halkaları gibi.Bir halka, bir duygu! Halkalardan biri koptuğunda diğer halkalar birbirine bağlanamaz!  Birine çok farklı davranışlarda bulunarak saygısızlık yapabilirsiniz. Kötü bir söz söyleyerek.Ama saygısızlık, ...

Sensizliğin Girdabı

Resim
  Sensizliğin derin girdaplarında kayboluyorum Sessizliğin  hiç bu kadar uzun sürmemişti  Uzamamıştı hiç bu kadar yalnızlığımız Yıllar şimdi uzun ve kederli Zaman, akrep yelkovan arası  durgunluk Sensiz geçen yıl ,bugün kaç yıl? Sen hangi coğrafyanın cennet bahçelerinde dolaşıyorsun ... Ben hasretinin cehenneminde yaşarken Gidişin  bir 27 Kasım sabahı halâ... Ben bir Kasım sabahındayım  halâ... Sen yoksun Uzak diyarların yollarına  düşmüşsün Hasret bize düşmüş...

Gitmeseydin...

Resim
Gitmeseydin yenilmeyecektim Merhamet edecektim kendime  Hasret kuşu yuva yapamayacaktı gönlüme  Gitmeseydin kabuğuma çekilmeyecektim  Gitmeseydin baharlarım kışa dönmeyecekti Gitmeseydin güneş pencereme doğacaktı her sabah  Üşütmeyecekti kışlar beni  Gitmeseydin aydınlıklar karanlığa dönmeyecekti  Gitmeseydin sonu böyle bitmeyecekti Bitmeyecekti hikayemiz  Bitmeyecektik  Gitmeseydin...

Sessizlik, en iyi cevaptır...

Resim
 Sessizlik, çok şey anlatır, İnsana... Thomas Stearns Eliot diyor ya ; "Söylediklerinizin değerini bilmeyen birine göstereceğiniz en güzel tavır, sessiz kalmanızdır. " Bırakın karşınızdaki insan sizi anlamak istediği kadar anlasın . Siz ne kadar anlatmaya çalışsanızda kendinizi o yine sizi anlamak istediği kadar anlayacak . Bazen susmak, derin bir sessizlik en büyük cevaptır aslında anlamak isteyene. Sessizlik bile çok şey anlatır insana. Nikos Kazancakis'in dediği gibi ; "Sessizlik iyidir , her şeyi söyler " Sessizlik, bomboş gibi görünsede aksine dopdoludur. Konuşmak fayda vermez bazen. İnsan  işte! Konuşmak anlatmak ifade etmek ister kendini yine de... Çünkü anlaşılabilmek ister! Ama, bazen ne kadar çok anlatmaya çalışsa kendini o kadar çok anlaşılmaz. Hayatta bazı zamanlar olur. Söyleyecek çok şeyiniz olur . Çok şey vardır, söylenecek. Ama bazen, bazı duygularda konuşularak anlatılmaz! Susar insan ...  Kırılmıştır,kızmıştır, anlaşılamamıştır... Oysa ki...

Beklentilerin kadar mutlusun...

Resim
  Nasıl geçiyor biliyor musun? Hiç kimseden hiçbir şey beklemediğin zaman... Diyordu ya şair; "Herkesten her şeyi bekle ama hiç kimseden bir şey bekleme." Yoksa hayâl kırıklıkları, kalp kırıklıkları peşinizi bırakmaz. O acı, o hayâl kırıklıkları geçmiyor yoksa... Nasıl geçiyor biliyor musunuz? Hiç kimseden artık bir şey beklemediğiniz zaman geçiyor hepsi . Hayâl kırıklığı yaşamak istemiyorsanız,  önce bunu kabul etmeniz gerekiyor, en acı deneyimlerle belki. Yaşadıkça her günü tecrübe ettikçe öğreniyor insan bazı şeyleri. Özellikle de acıyla öğrendiğin şeyler sadece aklında kalıyor . En acı yanı da bunu  en sevdiklerin öğretiyor sana . Beklentiler yorar insanı. Sizi hayatta ayakta tutacak tek kural bu belkide! İnsanız biz , etten kemikten ve her şeyin ötesinde içimizde barınan binlerce duygu var . Her gün yeni bir duygu yeni bir hayâl kırıklığı ile başa çıkmaya çalışıyoruz . Neden ? Çünkü beklentiler . Ya da birinden hiç beklemediğiniz bir davranışı görmek.  Hayat önc...

İnsan Zümrüdü Anka Kuşu misali, küllerinden yeniden doğabilmeli

Resim
Küllerinden Yeniden... " Kaf Dağı'nın tepesine''  Muhteşem görünümüyle Zümrüdü Anka Kuşu, diğer bir adıyla Simurg ,  Kaf Dağı'nda bilge ağacının dallarında yaşayan çok zeki bir kuştur . Efsaneye göre, Zümrüdü Anka , bilge bir kuş  olduğu için diğer tüm kuşlar başları sıkıştığında Zümrüdü Anka'ya giderlermiş.  Zümrüdü Anka, öleceğini anladığında bilge ağacına, kuru dallardan bir yuva yapar ve orada ölümü beklermiş. Güneş sabah  doğdunda kuru dallar yanar, Zümrüdü Anka Kuşu orada yanar, kül olur ve küllerinden yeniden doğarmış ! Bu kısır döngü uzun zaman böyle sürer giderken, birgün kuşların başı sıkışır. Kuşlar , bu sorunları çözse çözse Simurg çözer, diye arayışa geçmişlerdir. Hemen Zümrüdü Anka'ya ulaşmak istiyorlardır. Birgün uzak çok uzak bir ülke de Zümrüdü Anka Kuşu'nun kanadından bir tüy bulunur . Kuşlar büyük bir umuda kapılır ve çareyi bulmak  ,Zümrüdü Anka Kuşu'na ulaşmak için  yeryüzündeki tüm kuşlar uzak ülkeye doğru uçmaya başlamışlardır...

Bazen Kaybetmek Gerekir

Resim
  Kaybetmek... Hepimiz bu duyguyu hayatın farklı evrelerinde farklı şekillerde deneyimledik ve deneyimlemeyede devam edeceğiz. Bu hayat yolculuğundaki son durağımız değil! Tam tersi bir durak sadece ... Tecrübe durağı! Bir şeyleri kaybedeceğiz ki hayattaki en büyük deneyimi, tecrübeyi kazanalım . Bir şeyleri kaybetmeden bir şeyleri kazanamaz İnsan. Çünkü bazen kaybetmek gerekir! "Hayat kaybettiğin yerde başlar" diyordu şair. İnsan,önce düşmeli ki yeniden eskisinden daha güçlü adımlarla kalkabilsin ayağa . Çünkü düşmüştür,artık bir kere Bir kez daha düşse ilkinden güçlü kalkacaktır ayağa. Hayat size bir şeyi kaybettirmeden bir şeyleri kazandırmaz. Hayatın amacıda bu değil mi? Önce kaybet ki sonra kazan. İnsan sahip olduğu şeyleri mi kaybeder ? Yoksa hiç sahip olamadığı , sahip olduğu  sandığı şeyleri mi ? Hangisi daha zor bilinmez. Ama en zoru da sahip olduğunu sandığı hiç sahip olamadığı şeyleri kaybetmesi. Ve sonra onları yeniden kazanmak için kendi yolunu kaybedişi....

Laodikeia

Resim
 Geçmişin İzleri... Laodikeia'nın (Laodikya) tarihi geçmişini paylaşmadan önce, bu siteyi kurarken neden LAODİKYA adını seçtiğimden bahsetmek isterim.  Hayatta hepimizin zorlu ,karmaşık duygular barındırdığımız,içinden nasıl çıkacağımız konusunda gelgitler yaşadığımız dönemler olmuştur ve olmaya da devam edecek.  O dönemleri düşündüğümde,  bana o dönemlerde en iyi gelen şey yazmaktı. Yazmanın gücüne inanarak iyileşiyordu insan ! Laodikya'da yazılarımı yazma ve yayınlama kararı almam, bana bu dönemlerde iyi gelen nadir şeylerden birisiydi.  İnsana güzel gelen yerler... Bazı yerler vardır, bazı şehirler, sizi tüm yorgunluklardan, tüm hayat karmaşasından alıp huzuru bulduğunuz yerler. Huzurun nerde nasıl bulacağımız belirsizdir,hayat gibi. İnsan keşfederken yeni bir yerleri, bazı duygularla keşfettiği o yerlerde anlam bulur .O yerleri anlamlı kılan birileri vardır ve o yerler artık ölümsüzdür anılarla.  Laodikya, benim güzel anılarım, güzel dünlerimdi . Geçen ...

Bir Ayrılığın Sabahı

Resim
Ölüm bir şubat sabahı aldı seni Gidişin tüm enkazların altındaki o karanlıktı O kara sabah ben uyanırken uykudan Sen sonsuz bir uykuya kapıyordun gözlerini Bilsem uyanır mıydım ? O derin uykudan Ben gözlerimi açarken o sabaha Sen gözlerini son kez kapadın  Sen enkazlarda kaldın ben çaresiz Sen enkazlarda kaldın ben üşüdüm Sen enkazlarda kaldın ben sessiz Şimdi içimde koca bir enkaz halâ Bir ayrılığın  yıkılışı içimde Zaman bir şubat sabahı Soğuk, karanlık ,çaresiz... Güneş, o sabah ne aydınlattı ne ısıttı bizi Ölüm bir şubat sabahı yaktı içimi Göz yaşlarım içine aktı Sönmedi ateş Bir ayrılığın gecesi Kaç gece etti sensiz? Sessizce giderken sen Gökyüzünden tüm kuşlar da uçup gitti seninle Yeryüzündeki çiçekleri koparıp gittin Hoşçakal sonsuz bahçelerde atan kalbim Işıklar içinde sonsuzlukta sonsuza karışacağız Hoşçakal Loatang hoşcakal. 6 şubat Depreminde Kaybettiğim  Dostum  Sema Haddur'a Huzurlu Uyu Meleğimiz ...

Yüreğimde Sen

Resim
  Önümde kâğıt kalem, yüreğimde sen Bardakta biraz çay,dışarıda biraz kar Geride mazi, gelecek yakın, ya sen? Hangi vakit gelirsin, saat kaç gibi? Kaç şiir daha yazarım yokluğuna Sensizliğe daha  kaç çivi çakarım Kaç hasret daha birikir bu bedende, bu yürekte Ne zaman aydınlanır bu karanlık gece ? Hasret,ilmik ilmik işlendi yüreğime Hasret, gecenin en koyu saati Hasret, iyileşmek bilmeyen tek yaram Derdi çok yüreğimin tek dermansızı Yokluğun en soğuk kıştan daha soğuk Gidişin çok zamansız, çok acımasız Yaşanmamış bir hayat, yarım kalmış bir hikaye  Bizi buradan böyle mi alacak ÖLÜM?

Uzansam yanına, tam yanı başına...

Resim
  Uzansam yanına, tam yanı başına Uyusak beraber, sonsuza dek uyanmasak bir daha Tam da şu an gelsem sana uyanır mısın, o derin uykudan? Karşılar mısın beni? Sana hiç yakışmayan ölüm yakışır mı bana? Gelsem şimdi sana, biter mi bu dünyanın tüm kirli oyunları Gelsem uzansam yanına diner mi acılarım? Gelsem, uyansan uyusak ya da sonsuzlukta… Birlikte otursak cennetteki o koca çınarın gölgesinde, kevserin suyunu içsek kana kana Gelsem şimdi yanına uzansam yanı başına. Anlatsam anlatsan, ah ne çok şey var anlatılacak ne çok kelime var boğazımda düğüm düğüm. Yerden göğe uzanan koca bir hasret sarmaşığı var. Koca bir özlem... Gelsem şimdi o sarmaşık sarsa beni Ucu sana ulaştırır mı ? Tıpkı o sarmaşık gibi sarmalasak birbirimizi Gelsem uzansam yanına yanı başına Başımı yaslasam göğsüne ,uyusam orda sonsuza dek hiç uyanmasam… Dilara Vergili 

Kabullen ! ve yoluna devam et...

Resim
Bazen savaşmak yerine kabullenmek gerekiyor  Kristih Hannah, Ateşböceği Yolu'nda diyor ya; Bazen, kabullenmek gerekir, ya elindekilerin farkına varıp yoluna devam edersin ya da sahip olamadıklarını düşünür durursun.  Mutluluğa, giden yolun savaşmak değil kabullenmek olduğunu anladığınız anda kazanıyorsunuz.  Bazen hayatta seçimler yapmanız gerekir. Çok sevdiğiniz yerleri bazen terk etmeniz gerekir. Bırakıp gitmek acıtsa da bazen bazı sonuçlarda neden aramamak gerektiğini kabul etmek gerekir . İnsan  öyle derin ve karmaşık duygular barındırır ki içinde bir durumu kabullenene dek verdiği mücadele kendi yolunu kaybedişidir de aslında . Umutla girdiğiniz yollardan bazen hüzünle ayrılmanız gerekir. Üstad'a sormuşlar; - En ağır  yük nedir şeyhim? -Kabullenmek... -Nasıl? -İnsan kabullenemediği  şeylerin ızdırabıyla  yaşar ve gönlündeki yükle ölür... Bu yenilgi değildir... Vazgeçmektir belki . İnsan kendi yolunu ancak böyle bulabilir . Bazen ne kadar çabalasan...

Bir Çocuk Vardı İçinde...

Resim
  Bir çocuk vardı içinde Uzaklarda çok uzaklarda Bir çocuk vardı içinde Unutma onu Sev,gülümse,konuş Bir çocuk vardı içinde Gözlerinin içi gülen Düşünce kalkan yeniden ayağa Kalkıp yeniden düşen Tut elinden onun Bir çocuk vardı içinde Saf, tertemiz, merhamet dolu yüreğiyle Bir çocuk vardı içinde Hatırla onu Sarıl,kucakla Bir çocuk vardı içinde Yalnız bırakma onu Bir çocuk vardı içinde Kocaman yüreğiyle baktığı zaman o gözlere Dünya güzelleşirdi bir an Bir çocuk var içinde Sana uzak ama çok yakın.

Sözcüklerimiz, Dünyamızı Değiştirir ...

Resim
Bilemezsiniz... Öylesine söylediğiniz bir sözün neye sebebiyet verdiğini! Bazen öyle anlar olur ki hayatımızda, hiç düşünmeden o anda söylediğimiz veya söylemek istediğimiz bir kelime hayatımızı değiştirir. Söylediğimiz ağzımızdan çıkan her sözcüğün farklı bir anlamı ve aynı zamanda gücü vardır. Sözcüklerimiz, Dünyamızı değiştirir. Bilemezsiniz, öylesine söylediğiniz bir sözün sizin ve karşınızdaki insanın hayatını değiştireceğini. Sinirli anınızda öylesine söylediğiniz bir sözü düşünün! Sizin öylesine söylediğiniz bir söz, karşınızdaki insanı saatlerce boşluğa baktırabilir ve hayatınızı değiştirebilir. Kullandığımız, söylediğimiz her sözcük hayatımıza olumlu ya da olumsuz bir yol çizer. İnsan, söylediği her sözde yeni biri olur aslında. Bir insanı tanımak ve tanıyamamak işte tam da burada başlar. Sözcüklerimiz kimliğimizdir ve biz sözcüklerimiz ile kaderimizi çizeriz !   Mahatma Gandhi der ki; '' Söylediklerinize dikkat edin; düşüncelere dönüşür. Düşüncelerinize dikkat edin;du...

Yaşamaya devam etmekten başka şansın yok...

Resim
 '' Bir çınar ağacının arkasında bir yemin verdim. O yemindir, beni doğuran ''  Betül Mardin diyor ki, Kadınlara demek isterdim ki, her zaman çalışın, kenarda bir mesleğiniz olsun. Çünkü çalışmak sizi hayatta tutar ! Kadınlar hayat ilerleyişlerinin içerisinde farklı zamanlarda, farklı güçlükler ve mücadeleler ile karşı karşıya geliyor. Karşılaştıkları bu güçlükler, mücadeleler onların bireysel ilerleyişlerini de engelliyor. Kadın, uygun zamanı ve ekonomik özgürlüğünü elde ettiğinde bireysel ilerleyişinide geliştiriyor. Kadınların çalışma hayatındaki yeri ve önemi büyüktür. Betül Mardin Kadınlara çalışma hayatında çok önemli öğütlerde bulunuyor.Bunlara bakmadan önce Betül Mardin kimdir? Kısaca bundan bahsedelim. Türkiye'de Halkla İlişkilerin babası denilince akla ilk gelen isim şüphesiz Betül MARDİN'dir. Betül Mardin, Türkiye'de Halkla İlişkilerin temelini atan duayendir. Ailesinin köklerinin islam dininin peygamberi Hz. Muhammed'in torunu Hüseyin'e k...

Yargılamak kolay zor olan dinleyebilmek !

Resim
Kendini yargılamak başkalarını yargılamaktan çok daha güçtür...  Her insan iyi olmayabilir ama her insanda bir iyilik mutlaka vardır, diyordu Oscar Wilde. İnsan, insanı yargıladığı sürece,  içimizdeki iyilik bir bir azalıyordu. Oysaki insan,her şeyden önce kendini yargılamalıydı. Başkalarını inancına, kıyafetine, çevresine, fikir ve görüşlerine göre yargılamak kolay olandı. Zor olan insanın  kendini yargılamasıydı.  Antoine de Saint'in der ki; ''Kendini yargılamak başkalarını yargılamaktan çok daha güçtür.''  İnsan başkalarını yargılamaya kalktığında âdeta bir kartal gibidir. Ama sıra kendini yargılamaya gelince köstebek gibi davranır. İnsanlar,sizin sadece gemiyi limana ulaştırıp, ulaştıramadığınıza bakar. O gemiyi, hangi fırtınalardan, denizlerden, dalgalardan geçerek limana ulaştırdığınızla ilgilenmezler. Hepimiz aslında yalan dünyanın yargıçlarıyız. Yaşamın bile kusursuz olmadığı bu evrende kusursuzluk peşindeyiz.İnsan kendinin eleştirilmesinden, yargılanmas...

Zamanı ''zamanda'' bırakın ...

Resim
 Duvarda asılı duran saatin içinde birbirini kovalayan akrep ve yelkovan...  Günler dünleri,  dünler haftaları, haftalar ayları ve aylar yılları kovalarken zaman  akıp gidiyor . Duvarda asılı duran saatin içinde birbirini kovalayan akrep yelkovan hiç durmuyor. İnsan, zamanın içinde zamanı arıyor! Zamana bırakıyor, acıları,kayıpları,ayrılıkları... Peki ya zaman...Zaman size bırakıyor mu, sizin zamana bıraktıklarınızı? Zaman size ne bırakıyor? Acı, öfke, özlem, pişmanlık... Geçmiş ve geleceğin arasındaki o köprüde ne çok anda duruyoruz. Geleceğe bir adım atmak isterken, bir adımımız geride geçmişte takılıp kalıyoruz. Çünkü ne olursa olsun bir parçamız hep geçmişte kalıyor ve kopamıyoruz. Geçmişi özlüyoruz, anıları, dünleri bir yanımız hala  orda yaşamaya devam etmek istiyor. Ama geçip giden zaman beklemiyor. Aslında insan ömrü o kadar kısa ki bu zaman içinde. Bir güneşin doğuşu ve batışı. Ve zaman yaşamın bize imtihanı. Sevgi,nefret,iyilik ,kötülük tüm bu duygular...

Yaşadığımız her darbe gelişmesi gereken yanımızın aşısı..

Resim
 İnsan yaşamı boyunca hep mutlu olsaydı! hayatın anlamı kalır mıydı ? Bazen acı öyle ummadığınız bir anda  hayatınıza gelir ki sizi aydınlıktan o derin karanlık çukura çeker. O en sevdiğiniz denizde yüzerken aniden gelen bir dalga sizi uçsuz bucaksız maviliklerde savurur. İnsan denen varlık öyle güçlü ve öyle güçsüzdür ki aynı zamanda acı insanı paramparça eder ya da o parçalardan yeni bir insan yaratır. Aslında burda acıya verdiğimiz o tepki oluşumumuzun ilk basamağıdır. İnsan yaşamı boyunca hep mutlu olsaydı...Hayatın anlamı kalır mıydı? İnsana acı, ekmek gibi su gibi gerekli aslında. İnsan acıyla iyileşir! Bize sunulan acılar, bazen bize kim olduğumuzu gerçekte ne olmak istediğimizi gösterir ya da hatırlatır. Bazen kendimizi bulmamız için bir pusuladır... Her acı birşeyler götürür elbette ki insan hayatından ama bir çok şeyi de geri kazandırır. Kayıplarımız, korkularımız, travlarımız hepsi ne çok şey kattı insana! Aslında insan olabilmek tam da burada başlar. Bazen duvarlar...