Zamanı ''zamanda'' bırakın ...
Duvarda asılı duran saatin içinde birbirini kovalayan akrep ve yelkovan...
Günler dünleri, dünler haftaları, haftalar ayları ve aylar yılları kovalarken zaman akıp gidiyor . Duvarda asılı duran saatin içinde birbirini kovalayan akrep yelkovan hiç durmuyor. İnsan, zamanın içinde zamanı arıyor! Zamana bırakıyor, acıları,kayıpları,ayrılıkları...Peki ya zaman...Zaman size bırakıyor mu, sizin zamana bıraktıklarınızı? Zaman size ne bırakıyor?
Acı, öfke, özlem, pişmanlık... Geçmiş ve geleceğin arasındaki o köprüde ne çok anda duruyoruz. Geleceğe bir adım atmak isterken, bir adımımız geride geçmişte takılıp kalıyoruz. Çünkü ne olursa olsun bir parçamız hep geçmişte kalıyor ve kopamıyoruz. Geçmişi özlüyoruz, anıları, dünleri bir yanımız hala orda yaşamaya devam etmek istiyor. Ama geçip giden zaman beklemiyor. Aslında insan ömrü o kadar kısa ki bu zaman içinde. Bir güneşin doğuşu ve batışı. Ve zaman yaşamın bize imtihanı.
Sevgi,nefret,iyilik ,kötülük tüm bu duygular ve fazlası zamanın koynunda saklanıyor. Zaman, zamanı gelince yaşamamız gereken her anı, hissetmemiz gereken her duyguyu günyüzüne çıkarıyor.
Her şey zamanını bekliyor..
Ne güneş zamanından önce doğuyor, ne zamanından önce batıyor. Yaşadığımız her mutluluk gibi yaşadığımız her acı zamanla kendini bambaşka duygulara bırakıyor. Sadece zamanın içinde saklı olan zamana inanmak gerekiyor. Zamanın değerini zamanında bilmek gerekiyor.
İnsan zamanı geri almak ister...Yaşadığı o güzel günleri tekrar yaşayabilmek ya da yaptığı bir hatayı düzeltmek için. Ama zaman bizi geri getirmez tüm bunları yılları götürür sadece. Onlar yaşanması gereken anlardı, yaşandı ve bitti. Mutlu olduğunuz anları düşünün, hiç o anların bitmesini istemediğiniz... Zaman, o mutlu olduğunuz anlarda ne kadar hızlı geçiyordu? Mutlu olduğumuz için mi?
Şimdi de en acı, mutsuz, çaresiz olduğunuz bir anınıza gidin... Zaman, hiç geçmeyecek gibi... o acı uzun bir süre sizinle olacağını hissettiğiniz o ana gidin. Ne mutlu olduğunuz an da zaman çok hızlı akıyor, ne de çok mutsuz çaresiz, üzgün olduğunuz anlarda zaman çok yavaş geçiyor. Aslında zaman, gibi onlarda zamanla geçiyor, çünkü geçmesi ve bitmesi gerekiyor. Hiçbir duygu, insan bedeninde sonsuza kadar yer edinemez. Zaman gelir, yaşanması gerekilen acılar, sevinçler yaşanılır ve yerini yeni duygular alır.
Zaman, insanı bırakamadığı şeylerin esiri yapar. İnsan, kaybettiği zamanın yanında kendini de bırakamadığı duygular içinde yavaş yavaş kaybeder. Öldürdüğü zamanın yanında kendisidir de aslında ! O yüzden zamanın gibi çektiğimiz acı ve sevinçlerin birgün biteceğini unutmamalıyız.
Tıpkı dünler gibi, bugün de birgün geçmişte kalacak. Cowley'in dediği gibi;
Geçmiş veya gelecek yoktur. Sonsuz bir şimdi vardır!
Dünü dünde bırakın, yarını yarına... Sadece şimdiyi yaşayın. ŞİMDİ!
Dilara VERGİLİ
Laodikya okurlarına sevgilerle...

Yorumlar
Yorum Gönder