Kayıtlar

ADEM'İN YARATILIŞI

Resim
" THE CREATİON OF ADAM " -Michelangelo Michelangelo'nun eşsiz sıradışı "Adem'in yaratılışı " eseri 1511 yıllarında yapılmıştır. Eser, tanrı'nın ilk insan Adem'e hayat üflemesini betimler. İnsan ırkının başlangıcı ve yaratılışı ile ilgili her şeyi bu eserde görmek mümkün. Tanrı sadece kollarını uzatarak Adem'i yaratır, ona parmakları buluştuğunda ruhunu verir ve mesih çocuğunu Adem'in kurtarıcısı olarak gösterir.Tablonun  her bir ayrıntısı önemli ve dikkat çekicidir, ama ilk bakışta , en önemli dört detay göze çarpar. Yeryüzündeki cennet bahçesindeki Adem, Tanrı , Tanrı'nın kolunun altındaki Havva ve Tanrı ve Adem'in birleşmek üzere olan elleri. Tablodaki diğer detaylarda,Tanrı'nın çevresindeki insan suretindeki melekler, göze çarpar.  Bu sıradışı eserde birden fazla figür ve içerik bulunması "Adem'in yaratılışı " tablosunu tek bir hikaye ve olgu ile açıklamayı çok da mümkün kılmamıştır.  Bu eşsiz eser, çapraz bir çiz...

Mutluluk neyle ölçülür?

Resim
  Mutluluk neyle ölçülür hayatta ?  Neyle tanımlar ya da... Para, huzur , maneviyat,sağlık,aşk ,kopmaz bağlar, sevgi...  Küçük bir an küçük bir sevinç yetmez mi mutluluğa. Size bugün bir park kenarından geçerken gözlemlediğim bir andan bahsetmek istiyorum.  Kaldırımda yürüyorum, bir yandan düşünüyorum, insanları gözlemliyorum. Bir parkın yanından geçerken bir yanda oynayan çocukları görürken diğer yanda babalarının çektiği karton arabasının yanında duran 2 çocuk ve çöpten karton toplayan  babaları. Babaları poşetten bir simit ya da poğaça  çıkardı daha sonra ikiye böldü birini bir kardeşe birini diğer kardeşe verdi... Çocuklar o simiti öyle mutlu yiyorlar dı ki hallerinden hiç şikayetçi değillerdi.  Tabi birde onların gözlerinin içine sevgi ile bakan babaları vardı yanında... Sonra diğer çocuk babasını beklerken diğer kardeşine ebe dedi ...  Ve koşmaya başladı... O kadar mutlu gülerek birbirlerini koşturuyorlardı ki parka ...oradan oraya sevinç...

Laodikya'da bir bank...

  İçimde bir hüzün bulutu Bir ayrılıktan kalmış Buruk bir veda Ayrılığın gecesinden kalma Birkaç göz yaşı göz pınarım da Bir ayrılıktan kalmış Laodikya 'da bir bank Yağmurda kalmış Islanmış büsbütün Anılar mazide kalmış Bir Ekim gecesin de mutluluk Şimdi çok uzak dünler Mutluluk,ayrılığın gecesinde kalmış İçimde bir hasret Gözlerim gözlerinde kalmış Bir bağrı yanık vuslat Bir türkü çalışıyor ötelerden Uzaklarda çok uzaklarda Belki dağların ardında bir yerde Dinliyorsun ,dinleniyorsun...

Kedere hoş geldin diyebilmek!

Resim
  Bütün değişimler zorlu yollardan geçer ... Hayatta bazen öyle anlara karışırız ki ,hüzün ,keder ve acı  öyle yerleşir ki içimize ,korkarız kaybolmaktan. Bir daha geriye dönememekten. Geriye dediğimiz nedir demi? Kendimize dönememekten korkarız en çok. İnsan ruhu, bedeni acılara ne kadar dayanabilir . Bir acı ne zaman terk eder bizi tamamen . Geçer mi bir gün ? Biter mi tüm sancılar... Prof. Brown , bir acının, kederin genellikle 6 ay ve ya 2 yıl içerisinde azaldığı söylüyor. Azaldığını! Geçip gittiğini değil!  İnsan sadece alışıyor bir nevi. Eskisi gibi acıtmıyor canını.  Brown , diyor ki; "Bu bizi birlikte kalmaya iten bir sistem" Azalacak sadece zamanla yavaş yavaş azalacak. Ama tamamen geçmeyecek hiç bir zaman. Bizimle birlikte olmaya devam edecek ! Unutmak isteriz bazen, sadece unutabilmek her şeyi. Bir zamanlar insana içine sığmayacak kadar mutluluk ve sevinç yaşatan anlar , gün  gelir en derin sancın olur . Her hatırladığın da kalbini burkan bir sızı olu...

Bil ki seni düşlüyorum...

Resim
  Yıldızlara bak Aya , güneşe Bir rüzgar estiği zaman ötelerden Bil ki seni düşünüyorum Bil ki kokum karışıyor havaya Nefes alıyorsun sonra Nefesin karışıyor havaya Ötelerden çok ötelerden Bir rüzgar estiği zaman Biliyorum ki Nefesin geliyor Karışıyor kokun havaya Güneş yeniden doğuyorsa sabaha Biliyorum ki uyanıyorsun sende Başlıyor yeni bir gün daha sensiz Akşam olunca bir keder düşüyor yüreğime Ay yükselince tepeye Aynı anda gökyüzüne dalıyor gözlerimiz Bil ki seni düşlüyorum Uzakta çok uzakta bir yeri düşünüyoruz Düşlüyoruz  her ayın görünüşünde gökyüzünde ... Ve bir yıldız kayıyor gökyüzünde Bir düş diliyoruz ötelerden Bir yıldız, gün yeniden gelince Aynı dilekte buluşturuyor ellerimizi Bil ki ellerini arıyor ellerim...

Bir Dalga Vurdu Kıyıya

Resim
 Seni düşünüyordum  Mevsim hazan Bir dalga vurdu kıyıya  Aldı götürdü anılarımı  Gecenin en koyu karanlığında  Bir ışık vurdu yüzüme  Yakamozun tam ortasında! Bir dalga vurdu kıyıya  Aldı götürdü yüreğimi  Yüreğim bir kum gibi ufalandı  Bir gemi rıhtımda  Vuslata demir atmış  Bir hüzün dalgası  Aldı götürdü mutluluğu  Bir dalga vurdu kıyıya  Götürdü seni  Bir dalga vurdu kıyıya  Uyandık rüyadan  Derinlerde çok derinlerde kaybolduk...

Tüketiyoruz ve tükeniyoruz !

Resim
Tükettikçe tükendik... Tüketmek, sözlük anlamına bakarsak; kullanarak bitirmek, hiç kalmamasını sağlamak, yok etmek! Mecaz anlamı ile bakarsak da; bitirmek,sabrını tüketmek ve kuvvetini tüketmek. Tükenmek,  sözlük anlamına bakmamız gerekirsek o da aslında tüketmek ile eş değer! Tükenmek; ''artık hiç kalmamak, sona ermek,bitmek ! Tükenmek ve tüketmek! Bir terazinin iki eşit kolu. İnsan, tükettiği kadar tükeniyor. Tükendiği kadar da tüketmek istiyor. Hızlı değişen zaman, hayatın akışı içinde başımıza gelen olaylar ve değişen hayat koşullarına ayak uydururken insan da hem tüketiyor ve tüketirken de tükeniyor aslında. Şeyma Çekici,  Burası Gerçek Dünya kitabında diyor ya; Önce eşyayı tüketiyoruz, sonra duyguları, sonra da ruhumuzu. Gittikçe silindiğimiz bu dünya da varoluşumuzu ispat etmek için, yine tüketiyoruz, tükettikçe tükeniyoruz.  İnsan, bu Dünyadaki yerini kabul ettirmiştir, davranışlarıyla. Birgün, git gide yaklaşmışken sonuna ardındaki her şeyi tüketmeye koşullamışt...