Kayıtlar

Ve biz dünün içinde bir zamanlar var olmuş insanlarız artık!

Resim
 " Geçmez dediğin kaçıncı günün yarınındasın " Sonra akıp gider zaman... Mevsimler karışır birbirine günler geceler haftalar ve aylar geçer. Zaman ne tuhaf... Şimdi neredeyiz. Dün neredeydik. Oysa ne hayâllerimiz vardı geçen yıl bugün? Zaman hatıralarımızın üzerine çöker bir toz gibi  . Bazı silinir , bazılarıysa her esintede yeniden canlanır . Bir zamanlar ulaşmak için yanıp tutuştuğun yer , şimdi geride bıraktığın bir gölge olur sadece . Zamanın akışı ve kaçınılmazlık tam da bu işte... Zaman ne olursa olsun ilerler durmadan . Elimizde değildir onu durdurmak ileri sarmak ya da geriye almak. O önlenemez bir akıştır. Zaman durup dinlenmeyi bilmez! Ellerimizden kayıp giden su misali biz tuttukça daha da hızlanır . Bir an geçmişi avucumuzda hissederiz ama göz açıp kapayıncaya kadar buhar olur ... Çok değil belki geçen ay geçen yıl belki dün ! Bize sonsuzmuş gibi gelen anlar vardı. "Hiç bitmesin dediğimiz  sohbetler , dalıp gittiğimiz manzaralar, adımlarımızı yavaşlattığımız...

Olgunlaşmak ve sadeleşmek!

Resim
 Olgunlaşmanın doğası! Olgunlaşmak , bir nevi sadeleşmek !  Hayat yolculuğunda kazandığımız en önemli değerlerden biri . Ancak insan sadece yaş alarak olgunlaşmaz! Yaşayarak olgunlaşır . Deneyimlerinden ders çıkartarak, kendini ve çevresindekileri daha iyi tanıyarak.  Olgunlaşma sürecimizde yaşadığımız olaylarla her şey büyük bir nitelik kazanır.  Bir değişime uğrar . Olgunlaşma bir sadeleşmedir ! Aynı zamanda hayatımızın sakinleşmesidir ...  Freud ne güzel özetlemiş; "Olgunlaştıkça kimseyle uğraşasın gelmiyor. Kendini yetiştirememiş insanlardan uzaklaşıyorsun. Seni hasta edecek insanlarla birlikte olmaktan vazgeçiyorsun." Günden güne başımıza gelen her şeyde biraz olgunlaşıyoruz. Bu süreçte neleri tolere edebileceğimize ya da nelere tahammül edemeyeceğimizi daha iyi anlıyoruz.  Çünkü kendimizi olgunlaştıkça tanıyoruz.  Zamanımız kıymetli bir kere ! Her şeye ve herkese ayırabileceğimiz bir zamanımız ve de enerjimiz yok . Herkesle vakit geçirme gibi bir...

İç Huzur ve Sağlık Arasındaki Güçlü Bağ !

Resim
 '' Sağlık sadece ilaçlardan gelmez. ''  Sağlık, sağlıklı olmak ve sağlıklı kalabilmek ... Sağlıklı olmak sizce nasıl mümkün ya da soruyu bir de şu şekilde ele alayım, fiziksel olarak hiçbir olumsuz bir durumunuzun olmaması sizi sağlıklı yapmak için yeterli mi?  Sağlık sadece fiziksel iyilik  halimizden ibaret değildir! Fiziksel olarak herhangi bir problemimiz olması bizi tam anlamıyla sağlıklı bireyler yapmaz. Zihinsel,duygusal ve ruhsal dengemizin sağlık üzerinde çok büyük etkileri vardır bu kesinlikle yadsınamaz. Ve günlük yaşam , kalabalıklar , modern dünya , büyük şehirler , hayat koşturması bunca şey arasında yaşayıp giderken sağlığı yalnızca  ilaçlarla ya da fiziksel tedavi yöntemleri ile bağdaştırıyoruz. Ama maalesef sağlık bunlardan çok öte daha geniş bir kavram olduğunu yaşadığımız olaylarla hatırlatıyor. Sağlıklı olmak! Dengede olabilmek ve kalabilmektir !  Nasıl mı ? Sadece vücudumuzun değil aynı zamanda kalbimizin,zihnimizin ve ruhumuzun  ...

Zorlukların fırsata dönüşümü !

Resim
 '' Bütün fırtınalar hayatınızı bozmak için gelmez , bazıları yolunuzu temizlemek için gelir '' Hayatta her gün bambaşka sorunlar ile karşılaşabiliyoruz. Bazen bu sorunlar o kadar yıkıcı ve sarsıcı oluyor ki her şeyin bittiğini ya da bir daha eskisi gibi olamayacağını düşünüyoruz. Oysa ki hayatımızdaki zorlukların , olumsuzlukların aslında her zaman da yıkıcı olmadığını fark etmemiz gerek. Tam aksine bazen de bu olumsuzluklar bizi daha iyiye taşıyabilecek yeni oluşumumuza fırsat verecek bir temizlik görevi görebilir. Çünkü bazen hayatımızdaki gereksiz, zararlı ya da tıkanmış alanları temizlemek bu başlangıç ile mümkündür. Öğrenme, yenilenme ve değişim . Fırtına size bu üç şeyi fırsat olarak sunar.Hepsi bir süreçtir. Değişim ve yenilenme fırtınanın size öğrettikleriyle mümkündür.  Her fırtına bir yıkım değil, bazen bir dönüşüm sürecinin başlangıcıdır . Zorlukları engel değil , büyüme fırsatı olarak görmenin önemi ! Karşılaştığımız o büyük sorunlar yani o yıkıcı gördüğümü...

Derinlerde Kaybolduk

Resim
Gölgem ve ben uzun seyrettik maviyi  Deniz her dalgasında bir anımı getirdi gözümün önüne  Sular kayalara çarptı  Anılar yüzüme  Ve ben her çırpınışında dalgaların  Bir anımı bıraktım maviye  Ne zaman geldi kış  Daha dün yazdı  Ne zaman gitti limandan gemiler  Ne ara yolcu ettik  Bir daha geri gelir mi gemi bilmem  Liman yıkıldı  Eğer dönerse gemi bir gün geri bu limana  O liman yok artık  Başka limanlara  Başka denizlere yol alma vakti  Güneş battı bu denizde  Derinlerde uzaklarda bir yerde kayboldu  Dilara Vergili   

Bir gece yarısı

Ve bir gece yarısı sana olan sevgim yüreğimi kanattı . Bir gece yarısı ben geceye karışıp yok olmak istedim .  Gece uzadıkça çoğalıyordu  yalnızlığım  Sabah oluyordu şafak mumları söndü sönecek  Kalbim ağlıyordu, bağırıyordu. Bir gece yarısı haykırıyordu kadere keder içinde   Ben susuyordum. Her susuşumda bir kez daha kanıyordum  Bir gece yarısı unutmak istedim seni  . Gece bile unuttu beni.  Ben unuttum dünleri. Oysa daha dündü beraberliğimiz ve ben dün darmadağındım .  Sonra bir gece yüreğim aktı gözlerimden.  Sevda düştüğünde yüreğime gözlerim kapalı ağladım içime.  Bir gece yarısı sen geldin aklıma aklım uçup gitti benden. Sen çoktan terk etmiştin beni. Dilara Vergili 

Gün o gün ...

Sen yoktun  İçimde binlerce kez sen vardın  Ben yoktum  Sende bir ben vardım  Biz yokken bu şehirde  Sen yokken Kimsesiz başıboş sokaklar  Aynı göğün altında aldığımız her nefeste Nefesimi üşüten bir hava vardı  Ah kalbim  Ah nasıl da atıyor halâ  Sen ki geldikçe aklıma  Ben kül ediyorum bu şehri  Sen düştüysen aklıma  Vay haline gecemin  Ah Yüreğim  Ah benim soluduğum havadaki nefesim Nasıl da soluksuz nefeslerim Ah benim dertlerimin en büyüğü  Dermansızım  Ah benim canım  Koca yürekli devim evim  İki gözüm iki çeşme bak Yokluğun hep o Kasım sabahı  Şimdi gün o gün  Hoşçakal iki gözüm  Tek sözüm  Babam ...  Dilara Vergili