Kedere hoş geldin diyebilmek!
Bütün değişimler zorlu yollardan geçer ...
Hayatta bazen öyle anlara karışırız ki ,hüzün ,keder ve acı öyle yerleşir ki içimize ,korkarız kaybolmaktan. Bir daha geriye dönememekten. Geriye dediğimiz nedir demi? Kendimize dönememekten korkarız en çok. İnsan ruhu, bedeni acılara ne kadar dayanabilir . Bir acı ne zaman terk eder bizi tamamen . Geçer mi bir gün ? Biter mi tüm sancılar...
Prof. Brown , bir acının, kederin genellikle 6 ay ve ya 2 yıl içerisinde azaldığı söylüyor. Azaldığını! Geçip gittiğini değil!
İnsan sadece alışıyor bir nevi. Eskisi gibi acıtmıyor canını. Brown , diyor ki; "Bu bizi birlikte kalmaya iten bir sistem"
Azalacak sadece zamanla yavaş yavaş azalacak. Ama tamamen geçmeyecek hiç bir zaman. Bizimle birlikte olmaya devam edecek !
Unutmak isteriz bazen, sadece unutabilmek her şeyi. Bir zamanlar insana içine sığmayacak kadar mutluluk ve sevinç yaşatan anlar , gün gelir en derin sancın olur . Her hatırladığın da kalbini burkan bir sızı olur . Bir zamanlar içine sığdıramadığın o mutluluk , gün gelince içinde büyür büyür ve kocaman bir acıya döner .Ve artık seni sığdıramaz hiçbir yere.
Bu koskoca dünyaya,kocaman evrende kendine bir yer bulamazsın. Yutkunamassın, gitsen gidersin ama ardında bırakamazsın anılarını, silemezsin geçmişi...
Nereye gidersen git, hangi kapıyı çalarsan çal, hangi şehirde açarsan aç gözünü, değişen tek şey olduğun yerdir. Kalbin ,beynin , düşüncelerin ve ruhun seninledir. Seninle gelir her yere . Somut olan her şeyi ama her şeyi bırakabilir, insan ardında. Ya düşüncelerimiz? Onları bırakabilir miyiz? Kalabilirler mi ardımızda?
Ne kadar kısa değil mi mutluluklarımız?Ve ne kadar uzun acılarımız? İkisi de eşit aslında! sadece acıların bedene ve ruha verdiği etki derin! Bir yara açılıyor, kanıyor ilk başlarda sonra kabuk bağlıyor, arada kaşıyoruz o yarayı tam geçcek derken bir kez daha kaşıyoruz. Kanıyor yara, kanayarak kabuk bağlıyor bir gün. Kabuk bağlıyor , kapanıyor. Ama izi! İzi hiç geçmiyor orada öylece duruyor . Sadece eskisi kadar acı vermiyor size. Ama mutluluk da vermiyor. Kimileri o yaraya bakınca, hüzünlerini yaşıyor, kayıplarını görüyor, pişmanlıklarının pişmanlığını yaşıyor, keşkelerini sayıyor , mutlu dünlerinin acı hatıralarını hatırlıyor. Çünkü, "Her yara bir hikaye anlatır. "
Devam ediyoruz, kırılsakta, düşüyoruz, kalkıyoruz. İyileşmek için birgün hergün yeniden yaşamaya devam ediyoruz. Araya acılar girmeye devam ede ede yaşıyoruz. Öğreniyoruz! Acı ve keder bizi dayanıklaştırıyor, hayatın ilerleyen zamanlardaki anlarına bizi daha dayanıklı bir şekilde hazırlıyor !
Ama iyi hayat yolunda en değerli adımımız da burda başlıyor tam olarak. Acıyla, kederle ve hüzünle insan olabilmeyi anlıyoruz.
İnsan kalıyoruz acılarla,hüzünlerle! Çünkü hüzün ve keder insan kılıyor bizi!
Değerli bir isim ,Prof.Dr. Kemal Sayar hoca , katıldığı bir program da, insanın içine yerleşen hüzün ve keder duygularına şöyle bir yorum getiriyor, iyi hayat yolunda,diyor ki;
"Bir insan yüreğinde hüznü ağırlıyabiliyorsa, elinden kolay kolay da kötülük çıkmaz. Yani kötülürken yaparken bile düşünür. Çünkü o hüzün onu mütevazılaştırır.Dünya'ya karşı kibir iddiasında bulunmaz. Hüzün tüm kadim kültürlerde baş tacı edilen , içimizde ağırladığımız bize bir şey öğretmesine izin verdiğimiz bir şeydir. Çok şeyler öğretecek olan kedere hoş geldin, de diyor,Schopenhauer ! Keder geldiğinde, hüzün geldiğinde bizi içimizin daha önce hiç keşfetmediğimiz ayrıntılarıyla buluşturur. Bizi daha insan kılar!
"Hüzün duyabilen her ruh iyiliğe muktederdir."
Acılarımız , hüzünlerimiz bizi insanlaştıran en kıymetli duygular aslında . Tabiki farkına varabilirsek. Acıyla yaşamak, kederi misafir edebilmek , attığın her adımda seninle olması içinde, seninle gelmesi elbette ki kolay değil, hiç kolay değil hatta!
Ama , Sevgili Kemal Sayar' in da , Schopenhauer dan alıntısın da diyor ya;
Kedere hoş geldin de!
Hoş geldin diyebilmeliyiz ki ona , bize hiç bilmediğimiz hiç tanımadığımız ve hiç keşfetmediğimiz yanlarımızın kapılarını aralasın ve biz ardına kadar açalım o kapıları kederle birlikte .
Kendimizi bulalım! Belki de bizim kim olduğumuzu gösterecek tek duygu acı ve kederdir ! İnsan olduğumuzu hatırlatan! Acı insanı paramparça yaparken bir yandan da o parçalardan yeni bir sen yaratır.İlk oluş, keşfediş ve kendini tanıma !
Dün yaşanılan acılar bugün kim olduğumuzu yarın ne olacağımızı belirler. Her yenilgi bir mağlubiyet değildir aslında! Yenilginin içinde bile bir zafer saklıdır bilemeyiz.İnsan kederle ve acıyla yoğurulur . Keder ve acı insanı insan yapar. Kötülük gören her zaman Kötülük yapmaz! Yapamaz! Çünkü acı ve kederi tatmıştır , yaşamıştır en derinlerinde en derinini!
Acılar, başlangıçta çok zor olacak, ortalara yaklaştıkça karmaşıklaşacak belki ... Ama yaklaştıkça sonuna doğru her şey güzel olacak mutlaka.
Beyhan Budak diyor ya;
Unutma, hissettiğin her şeyin sana bir mesajı var, sen okumasını bilirsen !
Dilara Vergili

Herkes kendi bildiği doğrulara inandırmaya çalışır inandığın neyse onla yaşarsın ve mutlu olabilmek için herşeyi yaparsın bu dur hayatt önder deyer yazıların güzel sürukleyici
YanıtlaSil