Uzaklaştıkça kendi yüreğine yaklaşmak...
Uzaklaştığın her şey belki de seni kendine daha çok yaklaştırıyordur ...
İnsan, aitlik ve alışılmışlık duygusunun kısır döngüsü içinde ait olduğunu düşündüğünü yeri terk edemez! Aslında ait değildir oraya ama ait hissediyordur kendini alışmıştır çünkü!
Halbuki uzaklaşabilse kendini keşfedebilse yüreğine daha çok yaklaşacaktır her adımında .
Günlük hayatın bizi mutsuz eden detayları, kalıpların dışına çıkmadan bastırdığımız duygular , kendi kendimize koyduğumuz ruhumuzun ve bedenimizin prangaları...
Aslında ait olmadığımız o kadar duygu var ki içimizde ait hissetmek zorunda olduğumuz.
Kendimizi bulmamız için terk etmemiz gereken o kadar alışkanlıklarımız var ki...
İnsan bazen gidebilmeli, vazgeçme cesareti gösterebilmeli . Bir eylem olarak değil sadece kendinden de gidebilmeli ya da sevdiği yeri terk edebilmeli bazen ne kadar üzülsekte acı çeksekte uzaklaşmak gerekir. Ağlayarak ayrıldığınız yere bir gün belki gülümseyerek geri dönebilirsiniz. Ya da dönmek istemessiniz, çünkü uzaklaştıkça belkide kendinize daha çok yaklaşacaksınızdır.
Göze almak gerekir ! Sonunu düşünmeden, rotanı belirlemeden ! Kaptan sensin denizler senin , savaşın kendinle en çok da...
Duvarların ardındaki dünya da yerin bambaşka belkide ... Sen sadece kendini hapsettiğin o duvarların içindeki kadar mısın ?
Bazen duvarları yıkabilmek gerek. Çıkmak gerek . Gitmek gerek kendine !
İnsanın en büyük savaşı kendiyle olanıdır. Herkesi belki yener ama kendini yenemez bir tarafı diğer tarafına saldırırken yenilgi kaçınılmazdır. Uzaklaştıkça halbuki uzaklaşabilse o savaş durulacaktır. Duracaktır bir yanı.
Alman filozof Nietzsche, bir eserinde diyor ya;
Duygularından kopamayıp canını yakan yerde kalmak ve ısrarla beklemek demek, incinmiş onurun korkunç işkencesine onu inciten yüzünden daha uzun bir süre katlanmak, demektir ve bu acı , yaşam uğruna katlanılmaya değer olan acıdan daha büyük bir acı olabilir .
İnsanı duygularından koparamayan, uzaklaştıramayan en büyük etken de belkide gideceği yerin onu nereye götüreceğini bilmedigi için uzaklaşmaya cesaret edememesidir. Ama gitmeden, kaybetmeden ve kaybolmadan bulamayız varmak istediğimiz yeri . Bulabilmemiz için önce kaybetmemiz gerekir.İnsan, o yolda kendini kaybettikçe yeni bir " seni" keşfederken bulabilir kendini. Kendini kendinde bulmak için yüreğine yaklaşmak için uzaklaşabilmeyi göze alabilmeli.
Uzaklaşmak istediğimiz o yer , o duygular , gündelik yaşam, insanlar ... Ve en çok da kendimizden uzaklaşabilmek. Uzaklaştıkça kendin olan seni bulabilmek . Kalmaması gereken yerde kaldığında insan kendine ait olan bir sürü duyguyu, hissi zamanla kaybeder. Ancak uzaklaştıkça bulur onları yeniden . Kaybetmiştir çünkü. Bir gün yeniden bulabilmek için yola çıkmalıdır.
Uzaklaştıkça mutlaka bir şeylere daha çok yaklaşırız. Denemeden göze almadan bilemeyiz. Hayat bize yeniden kazanmamız bulmamız gereken yanımızı ya da ait olduğumuz yeri öylece bir gün getirmez önümüze. O yola çıkmayı o yeri terk etmeyi göze aldığınızda açılan yeni kapılar sizi bambaşka hayatlara çıkarır belkide.
Hayatlarımız kendi elimizde... Kendimize giden yol , acıda olsa "uzaklaşabilmekten" geçiyor. İnsan, bazı şeyleri göze almadan hayatını geri kazanamaz ve bulamaz kendini. Sonunu düşünmeden, yüreğini dinleyerek, kendi yolunda kendini bulabilmek .
Uzaklaş ,uzaklaştıkça yüreğine yaklaş.

Ne kadar anlamlı ve derin bir yazı olmuş .
YanıtlaSil