Sitem !

Dünya inandığın o yitik cennet değil!


Yazılarama başlarken çok sevdiğim değerli yazar Şükrü Erbaş'ın alıntısıyla başlamak istiyorum:

Gönül yorgunluğu ne biliyor musun?

Gökte yıldızın kalmıyor.

Gölgen bir yere sığmıyor.

İçindeki şarkı içinde boğuluyor.

Penceren sokağa bakmıyor.

Bütün sevgi sözcükleri kalbinde cezaya dönüyor...

Kirpiklerin hiçbir güzellikle halkalanmıyor.

Baktığın tüm sular yeraltına çekiliyor.

Sevmek korkusu ayrılırken çok önce, acı veriyor.

İçine bile bakmıyorsun artık.Dünya  inandığın  o yitik cennet değil !


İnsan yaşar gider de sitem etmeden geçmez hayat.Sorar sorgular sitem eder! Çünkü hakkıdır sitem etmek.
Siz şimdi bu satırları okurken kim bilir neye sitem ediyorsunuz? Ben kime ediyorum ?Meçhul...
Bazen yorar işte hayat. İnsanlar yorar en çok en sevdiklerin gün gelir de en büyük sınavın olur. Bir de tüm bu yorgunluklara gönül yorgunluğu eklenir. En ağırıdır yorgunlukların. İnsan yoruldukça bu kocaman dünyada kendine yer arar ama bulamaz.
Kaçmak istersin herşeyi bırakıp çekip gidelimek senden gidenleri de bırakıp sende çekip gitmek istersin.
Gidemessin gidenler gitmiş olsada.
Gözlerin önce yaşlı kalır sonra o yaşlar kurudukça anlamsız bakışlarla bakarsın artık gözlerinin gördüklerine.

Dilek Bilgiç Esen bir kitabında diyor ya:
'' İnsanı sessiz kalmaya zorlayan acı, onu bağırmaya zorlayan acıdan çok daha ağırdır. ''

Ne ağır yükler taşıyoruz içimizde ne büyük yükler küçücük bedenlerde yüreklerde. Öyle acılar yaşıyoruz ki yaşam boyu ne biri diğerini unutturuyor ne de kabuklarını döküyor o yaraların.
İnsanı o bağıramadığı haykıramadığı acı bir kanser hücresi gibi sarıyor bedenini. Günden güne büyüyor içinde.Kimi onunla yaşamayı öğreniyor içi kan ağlasada, bağıra bağıra susmayı öğreniyor. Konuşsa duyanı yok, anlatsa dinleyeni yok, dinlesede anlayamanı çok !
Kendi kendinin hekimi olucaksın hayat birgün sana bunu öğretiyor çünkü.

Ne diyordu şair:
''Kör kuyularda kalbim ağlar
Sesini kimse duymaz
Işığı sana varmaz ''

Kaç gece kaç sabah etti insan acıyla.İnsan acı olmadan yoğurulamıyor galiba...
Hayat hepimize bunu öğretiyor.Herkes kendi kör kuyusunda ağlıyor, haykırıyor, sessizleşiyor.
Kendinden başka hiçkimse duymuyor o sesi. Işığı ne seni aydınlatabiliyor artık ne etrafını.
Şarkıda diyordu ya, Acıdan geçmeyen şarkılar biraz eksiktir diye... Asıl hayat acı olmadan geçmiyor. Acıta acıta geçiyor.

Dilara VERGİLİ

Yorumlar

  1. Fazla kurcalamamak lazım hayatı bırak yarınlardaki mucizelere derim ö dyr

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ve biz dünün içinde bir zamanlar var olmuş insanlarız artık!

İnsan Zümrüdü Anka Kuşu misali, küllerinden yeniden doğabilmeli

İç Huzur ve Sağlık Arasındaki Güçlü Bağ !