Kayıtlar

Ve Biz...

Uğruna savaştığımız acılar vardı yolda, Ve birer gölge gibi ardımızda bıraktığımız sevinçler... Karanlık bir nehrin kıyısında, Karşı yakaya varmayı umut eden yorgun ruhlar gibiydik. Acı, tutku ve imkânsızlığın iç içe geçtiği o yerde Kalbimiz, her atışında biraz daha kanayan bir yara… Uğruna yaşamayı dilediğimiz ölümler vardı, Sessizce kabullendiğimiz. Söyle, kaç kez öldük biz seninle? Ve hangi gecede, hangi karanlıkta Küllerimizden yeniden doğduk? Uğruna sevişmek değil yalnız, Uğruna yanıp kül olmak için sebepler aradık. Zifiri bir ormanda, Ağaç gövdelerine sinmiş çığlıklar gibi Sakladık içimizde bütün haykırışları. Ve biz… Kaç kez bir olduk seninle, Kaç kez parçalanıp yine kendimize döndü k?                                      Dilara VERGİLİ 

Ve biz dünün içinde bir zamanlar var olmuş insanlarız artık!

Resim
 " Geçmez dediğin kaçıncı günün yarınındasın " Sonra akıp gider zaman... Mevsimler karışır birbirine günler geceler haftalar ve aylar geçer. Zaman ne tuhaf... Şimdi neredeyiz. Dün neredeydik. Oysa ne hayâllerimiz vardı geçen yıl bugün? Zaman hatıralarımızın üzerine çöker bir toz gibi  . Bazı silinir , bazılarıysa her esintede yeniden canlanır . Bir zamanlar ulaşmak için yanıp tutuştuğun yer , şimdi geride bıraktığın bir gölge olur sadece . Zamanın akışı ve kaçınılmazlık tam da bu işte... Zaman ne olursa olsun ilerler durmadan . Elimizde değildir onu durdurmak ileri sarmak ya da geriye almak. O önlenemez bir akıştır. Zaman durup dinlenmeyi bilmez! Ellerimizden kayıp giden su misali biz tuttukça daha da hızlanır . Bir an geçmişi avucumuzda hissederiz ama göz açıp kapayıncaya kadar buhar olur ... Çok değil belki geçen ay geçen yıl belki dün ! Bize sonsuzmuş gibi gelen anlar vardı. "Hiç bitmesin dediğimiz  sohbetler , dalıp gittiğimiz manzaralar, adımlarımızı yavaşlattığımız...

Olgunlaşmak ve sadeleşmek!

Resim
 Olgunlaşmanın doğası! Olgunlaşmak , bir nevi sadeleşmek !  Hayat yolculuğunda kazandığımız en önemli değerlerden biri . Ancak insan sadece yaş alarak olgunlaşmaz! Yaşayarak olgunlaşır . Deneyimlerinden ders çıkartarak, kendini ve çevresindekileri daha iyi tanıyarak.  Olgunlaşma sürecimizde yaşadığımız olaylarla her şey büyük bir nitelik kazanır.  Bir değişime uğrar . Olgunlaşma bir sadeleşmedir ! Aynı zamanda hayatımızın sakinleşmesidir ...  Freud ne güzel özetlemiş; "Olgunlaştıkça kimseyle uğraşasın gelmiyor. Kendini yetiştirememiş insanlardan uzaklaşıyorsun. Seni hasta edecek insanlarla birlikte olmaktan vazgeçiyorsun." Günden güne başımıza gelen her şeyde biraz olgunlaşıyoruz. Bu süreçte neleri tolere edebileceğimize ya da nelere tahammül edemeyeceğimizi daha iyi anlıyoruz.  Çünkü kendimizi olgunlaştıkça tanıyoruz.  Zamanımız kıymetli bir kere ! Her şeye ve herkese ayırabileceğimiz bir zamanımız ve de enerjimiz yok . Herkesle vakit geçirme gibi bir...

İç Huzur ve Sağlık Arasındaki Güçlü Bağ !

Resim
 '' Sağlık sadece ilaçlardan gelmez. ''  Sağlık, sağlıklı olmak ve sağlıklı kalabilmek ... Sağlıklı olmak sizce nasıl mümkün ya da soruyu bir de şu şekilde ele alayım, fiziksel olarak hiçbir olumsuz bir durumunuzun olmaması sizi sağlıklı yapmak için yeterli mi?  Sağlık sadece fiziksel iyilik  halimizden ibaret değildir! Fiziksel olarak herhangi bir problemimiz olması bizi tam anlamıyla sağlıklı bireyler yapmaz. Zihinsel,duygusal ve ruhsal dengemizin sağlık üzerinde çok büyük etkileri vardır bu kesinlikle yadsınamaz. Ve günlük yaşam , kalabalıklar , modern dünya , büyük şehirler , hayat koşturması bunca şey arasında yaşayıp giderken sağlığı yalnızca  ilaçlarla ya da fiziksel tedavi yöntemleri ile bağdaştırıyoruz. Ama maalesef sağlık bunlardan çok öte daha geniş bir kavram olduğunu yaşadığımız olaylarla hatırlatıyor. Sağlıklı olmak! Dengede olabilmek ve kalabilmektir !  Nasıl mı ? Sadece vücudumuzun değil aynı zamanda kalbimizin,zihnimizin ve ruhumuzun  ...

Zorlukların fırsata dönüşümü !

Resim
 '' Bütün fırtınalar hayatınızı bozmak için gelmez , bazıları yolunuzu temizlemek için gelir '' Hayatta her gün bambaşka sorunlar ile karşılaşabiliyoruz. Bazen bu sorunlar o kadar yıkıcı ve sarsıcı oluyor ki her şeyin bittiğini ya da bir daha eskisi gibi olamayacağını düşünüyoruz. Oysa ki hayatımızdaki zorlukların , olumsuzlukların aslında her zaman da yıkıcı olmadığını fark etmemiz gerek. Tam aksine bazen de bu olumsuzluklar bizi daha iyiye taşıyabilecek yeni oluşumumuza fırsat verecek bir temizlik görevi görebilir. Çünkü bazen hayatımızdaki gereksiz, zararlı ya da tıkanmış alanları temizlemek bu başlangıç ile mümkündür. Öğrenme, yenilenme ve değişim . Fırtına size bu üç şeyi fırsat olarak sunar.Hepsi bir süreçtir. Değişim ve yenilenme fırtınanın size öğrettikleriyle mümkündür.  Her fırtına bir yıkım değil, bazen bir dönüşüm sürecinin başlangıcıdır . Zorlukları engel değil , büyüme fırsatı olarak görmenin önemi ! Karşılaştığımız o büyük sorunlar yani o yıkıcı gördüğümü...

Derinlerde Kaybolduk

Resim
Gölgem ve ben uzun seyrettik maviyi  Deniz her dalgasında bir anımı getirdi gözümün önüne  Sular kayalara çarptı  Anılar yüzüme  Ve ben her çırpınışında dalgaların  Bir anımı bıraktım maviye  Ne zaman geldi kış  Daha dün yazdı  Ne zaman gitti limandan gemiler  Ne ara yolcu ettik  Bir daha geri gelir mi gemi bilmem  Liman yıkıldı  Eğer dönerse gemi bir gün geri bu limana  O liman yok artık  Başka limanlara  Başka denizlere yol alma vakti  Güneş battı bu denizde  Derinlerde uzaklarda bir yerde kayboldu  Dilara Vergili   

Bir gece yarısı

Ve bir gece yarısı sana olan sevgim yüreğimi kanattı . Bir gece yarısı ben geceye karışıp yok olmak istedim .  Gece uzadıkça çoğalıyordu  yalnızlığım  Sabah oluyordu şafak mumları söndü sönecek  Kalbim ağlıyordu, bağırıyordu. Bir gece yarısı haykırıyordu kadere keder içinde   Ben susuyordum. Her susuşumda bir kez daha kanıyordum  Bir gece yarısı unutmak istedim seni  . Gece bile unuttu beni.  Ben unuttum dünleri. Oysa daha dündü beraberliğimiz ve ben dün darmadağındım .  Sonra bir gece yüreğim aktı gözlerimden.  Sevda düştüğünde yüreğime gözlerim kapalı ağladım içime.  Bir gece yarısı sen geldin aklıma aklım uçup gitti benden. Sen çoktan terk etmiştin beni. Dilara Vergili 

Gün o gün ...

Sen yoktun  İçimde binlerce kez sen vardın  Ben yoktum  Sende bir ben vardım  Biz yokken bu şehirde  Sen yokken Kimsesiz başıboş sokaklar  Aynı göğün altında aldığımız her nefeste Nefesimi üşüten bir hava vardı  Ah kalbim  Ah nasıl da atıyor halâ  Sen ki geldikçe aklıma  Ben kül ediyorum bu şehri  Sen düştüysen aklıma  Vay haline gecemin  Ah Yüreğim  Ah benim soluduğum havadaki nefesim Nasıl da soluksuz nefeslerim Ah benim dertlerimin en büyüğü  Dermansızım  Ah benim canım  Koca yürekli devim evim  İki gözüm iki çeşme bak Yokluğun hep o Kasım sabahı  Şimdi gün o gün  Hoşçakal iki gözüm  Tek sözüm  Babam ...  Dilara Vergili   

Oysa yaprakta ağaca güvenmişti...

Resim
  ''Dünyada bir tek insana inanmıştım.O kadar çok inanmıştım ki, bunda aldanmış olmak, bende artık inanmak kudreti bırakmamıştı. Hayatta en güvendiğim insana karşı duyduğum bu kırgınlık, adeta bütün insanlara dağılmıştı. '' SABAHATTİN ALİ (Kürk Mantolu Madonna ) İnanmak güvenmek birine karşı beslediğimiz bu yoğun duygular bir gün gelip yok olduğunda yalnızca karşımızdaki o insana değil tüm insanlığa karşı güven duygumuzun kaybedilmesine yol açar. Sarsılırız... duygularımızla birlikte kendimizde inancımızda sarsılır. İhanet, hayal kırıklığı, güvenli alanını kaybetme , inandığın şeyin yok olması insan ruhunda ağır hasarlar bırakıyor. İlk güven duygumuz nerede başlar hiç düşündünüz mü ? Bu konuda belki çok fazla fikir ya da bilimsel olarak açıklanmış teoriler olabilir ama ben kendi fikrimi ifade edecek olursam, bana göre insanın ilk güven duygusu anne karnında oluşur! Mucizevi bir o kadar da eşsiz bir şey. Bebek anne karnında anneye bir göbek kordonu ile bağlıdır.Anneden b...

Sitem !

Resim
Dünya inandığın o yitik cennet değil! Yazılarama başlarken çok sevdiğim değerli yazar Şükrü Erbaş'ın alıntısıyla başlamak istiyorum: Gönül yorgunluğu ne biliyor musun? Gökte yıldızın kalmıyor. Gölgen bir yere sığmıyor. İçindeki şarkı içinde boğuluyor. Penceren sokağa bakmıyor. Bütün sevgi sözcükleri kalbinde cezaya dönüyor... Kirpiklerin hiçbir güzellikle halkalanmıyor. Baktığın tüm sular yeraltına çekiliyor. Sevmek korkusu ayrılırken çok önce, acı veriyor. İçine bile bakmıyorsun artık.Dünya  inandığın  o yitik cennet değil ! İnsan yaşar gider de sitem etmeden geçmez hayat.Sorar sorgular sitem eder! Çünkü hakkıdır sitem etmek. Siz şimdi bu satırları okurken kim bilir neye sitem ediyorsunuz? Ben kime ediyorum ?Meçhul... Bazen yorar işte hayat. İnsanlar yorar en çok en sevdiklerin gün gelir de en büyük sınavın olur. Bir de tüm bu yorgunluklara gönül yorgunluğu eklenir. En ağırıdır yorgunlukların. İnsan yoruldukça bu kocaman dünyada kendine yer arar ama bulamaz. Kaçmak istersin h...

Sevda Sürgün Yüreğime

Resim
  Ben sende bütündüm  Sen bende tam Bak yalan oldu  Falcı kadın yalan söyledi Sen bendin ben sen sevgilim Şimdi iki uzak şehiriz Gözlerin gözlerime uzak Ellerin ellerime  Hasretiz şimdi  birbirimize Kavuşmak sürgün  Yüreğim gömdü kederi içine  Şehrim uzakta  Şehrin uzak bana  Tuzak artık kavuşmak  Ben sende bütündüm  Sen bende tam  Bak yalan oldu  Sevda sürgün yüreğime ... Dilara Vergili 

Korların üzerinde bir ben

Resim
  Yürüyorum bak  Ayaklarım çıplak  Korların üzerinden geçiyorum  Halâ sımsıcaklar  Ateşi sanmaki ayaklarımı yakıyor  Yüreğim yanıyor  Bak Yürüyorum  Gidiyorum işte  Seni son kez ardımda bırakıyorum  Dönmemek için geri  Yüreğime bıraktığın korların  Üzerinden geçip gidiyorum  Sanma ki unuttum seni  Unutmadım ne yüzünü  Ne de bıçak kesiği sözlerini  Şimdi sesin değil de  Kocaman sessizliğin kaldı geride  Seninle birlikte yaktım hepsini  Sessizliği de aldım yanıma  Yürüyorum bak  Korların üzerinde  İşte gidiyorum şimdi... Dilara Vergili 

Bir gece yarısı İNSAN !

Resim
  Sonra bir gece yarısı oturur düşünür İnsan ... İnsan nedir?  Karmaşık birkaç düşünce. Durmadan dönüp duran çarkın içinde zamana ayak uyduran ,bir bedende onlarca yaşayan ruh...  Çoğu kez anlamaya çalışırız, anlatmaya ya da anlaşılmaya çabalarız. Bir gece yarısı oturur, düşünürüz olanları , olacakları ya da hiç olmayacakları... Bunca karmaşanın düşüncenin arasında bir gün vakit bitmiş olacak.Tüm düşüncelerimiz toprak olacak.  İnsan nedir ? Bu sorunun cevabını hiçbir zaman tam manasıyla veremeceğiz ?  Biyolojik varlığımızın yanında bizi biz yapan binlerce sebep var !  İnsan nedir? Vicdan sahibi olmamız mı? Atan bir kalp ? Seven , özleyen... Acıyı ve mutluluğu iliklere kadar yaşamak. Durmadan düşünebilen...  Öfkelenen , sinirlenen , korkan , ağlayan ,gülen.... Bir sürü duyguyu içinde taşıyan ve yaşayan ... Hafıza sonsuz bir bellek dünü saklı tutan geleceği sınırsızca hayâl edebilen . Hisseden ... Bizi biz yapan daha binlercesi bizi İnsan nedir ? Sorusun...

Sen Olunca...

  Sen olunca gerek kalmazdı güneşe Gözlerin aydınlatırdı tüm evreni Göğsün en büyük sığınağım olurdu  Sözlerin en sevdiğim şarkı olurdu Sen olunca kışlar üşütmezdi beni Isınırdım sen kocaman ellerinle elimi tuttuğunda Gözlerin değdiği zaman gözlerime Bütün korkularım son bulurdu Sen yanımda olunca sonsuz olurdum  Sonra gittin bir Kasım sabahı Gidişinle sonum oldun Şimdi sensin yalnızlığımın sebebi Gidişinle kaç mevsim geçti saymadım Geçen her zaman daha da yara açtı  Hergün, geçen her ay, geçmiş her yıl için Yeni bir hasret ekledim hasretine Sen gidince hasret kapanmaz yara oldu Aydınlıklar karanlığa karıştı Bütün zamanlar hüzün gözyaşı doldu Hasretin hiç dinmeyen sancısı oldu Yıkık dökük yara alan yüreğimin... Babama büyük bir özlemle Tüm Ölümsüz babalara...

Hoşçakal baba

Resim
 Babama... Her masalın bir kahramanı vardı Bir masal değildi yaşanılanlar  Çünkü masalların sonu iyi biterdi … Ama sen benim kahramanımdın Koca yürekli devimdim  Evimdin  Şimdi evim yok Bir devir bitti Sen gittin  Eskidi zaman  Eskidikçe zaman biz eksildik  Hasret kuşları yuva yaptı yüreğime  Sen her gelişinde aklıma  Bir kuş çırpındı kalbimin ortasında  Kanadı kırık  Çırpındıkça uçamayan Sahi kaç ay kaç yıl geçti evinden ayrı  Kaç gecemi sabah ettim sensiz  Ne sen gelebildin evine  Ne ben gelebildim yanına  Günler ayları kovaladı  Aylar yılları  Acımasızca geçip gidenin zamanın ardında Anılar kaldı  Sahi yaşasaydın  Olmayacaktı acı hatıralar  Hasretin bir kor misali halâ  Külleri sıcak  Şimdi ... Masal bitti  Sen uyudun  Ben uyandım rüyadan...  Babama  Dilara Vergili 

Vazgeçme!

Resim
 Hayatın zorlukları ve belirsizlikleri karşısında yılmamak ! Bu yazıma başlarken,Romalı Ünlü düşünür Seneca'nın sözüyle başlamak istiyorum. " Eğer burada durup daha ileri gitmeyeceksek neden bu noktaya kadar geldik" Seneca,bu sözünde insanı,hayatın amacını sorgulayan ve onları içsel bir yolculuğa çıkmaya davet ediyor . Hayat insanın önünde bitmek bilmeyen sonu gelmeyen uzun bir yoldur. İnsan bu yolda,bir sürü engel ile karşı karşıya kalır. Bazen yol, engebelidir,bazen çiçekli,bazen çamurlu ama yinede devam eder yolculuk . Etmeli ! Eğer bir hedefe,bir amaca ulaşmak istemiyorsak , neden çıktık bu yola, neden yolda onlarca engelle mücadele ettik.  Unuttuk mu yoksa ! Unutmamalıyız ! Hatırlamalıyız her defasında yola neden çıktık ya da kimle çıktık.  Evet insanız! Bir makine gibi değil ! Yoruluyoruz, yıpranıyoruz,bazen duygularımız yanılıyor, yolda umudumuzu ya da cesaretimizi kaybediyoruz!  Ya da yola birlikte çıktıklarımızı kaybediyoruz. Bilmiyoruz bilemiyoruz . Yolda n...

Duygular ve dalgalar !

Resim
 "Duygular dalgalar gibidir " Hayatta her zaman aynı duygulara sahip olamayız .Tıpkı deniz gibi su gibi.Sular hep durgun mu olur ? Bazen fırtınalı geçer deniz bazen güneşli .Bazen sakin usul usul yol alır gemiler ama bazende çılgın dev dalgalarla mücadele ederler... Tıpkı insan gibi ... Bazen bir güne güzel uyanırken diğer sabaha bambaşka bir ruh haliyle uyanabiliriz. Bugün mutlu yarın mutsuz olabiliriz .Şuan belki sinirliyiz,öfkeli, telaşlı ,üzgün ,düşünceli ya da şuan hangi duygu durumuna sahipseniz .Ama biliyoruz ki ve sizde biliyorsunuz ki geçen zaman gibi duygularımız da yerini başka duygulara bırakacak. Sular durulacak. Yükselicekte aynı zamanda. Fırtınaya göğüs germemiz gerekecek belkide . İşte önemli olan büyük dalgalara kapılıp büyük duyguların yanında büyük kararlar vermemek.  Tam da bu yazımla ilgili bugün karşıma çıkan bir klinik psk.  tarafından paylaşılan bir yazıyı alıntılamak istiyorum ... Diyor ki: "Hayatımız boyunca karşılaştığımız her duygu,dalgalar gi...

Yaşamak Telaşı!

Resim
 Yaşama telaşı sarmış hepimizi. Bazen hayatın senin öyle üstüne üstüne geldiği zamanlar olur ki ... Bir kaçış ya da çıkış yolu ararsın kendine ... Ve ya tam tersi kaybolup gitmek istersin o karanlıkta... kimilerimiz hayatın o üstüne üstüne geldiği anda hayata devam edecek sebepleri vardır ... kiminin bir sevdiği,kiminin çocuğu,kiminin umudu,kiminin eşi, kimininde kimsesi yoktur kendinden başka ,ne tuhaf dimi hayatta her gün bambaşka bir mücadele ile yaşamaya devam ediyoruz. Yaşamak buysa eğer... Ne ağır sancılı değil mi yaşamak  Hayat bir seher vakti gecenin ucunda  Sabah güneş yükseltirken tepeye  Yeni bir gün daha başlıyor  İnsanoğlu her şeyden habersiz ... Belkide çok takmamak lazım yaşamı hayat dediğin bir güneş doğuşu bir güneşin batışı arasında. Yaşam mücadelesinin ruhumuza bıraktığı yaralarla nereye kadar devam edebiliriz . Edemeyiz ... Birgün öyle düşeriz ki yanımızdaki insanlar bile kurtaramaz bizi . Kendi elinden kendin tuttuğun zaman işte o zaman be...

ADEM'İN YARATILIŞI

Resim
" THE CREATİON OF ADAM " -Michelangelo Michelangelo'nun eşsiz sıradışı "Adem'in yaratılışı " eseri 1511 yıllarında yapılmıştır. Eser, tanrı'nın ilk insan Adem'e hayat üflemesini betimler. İnsan ırkının başlangıcı ve yaratılışı ile ilgili her şeyi bu eserde görmek mümkün. Tanrı sadece kollarını uzatarak Adem'i yaratır, ona parmakları buluştuğunda ruhunu verir ve mesih çocuğunu Adem'in kurtarıcısı olarak gösterir.Tablonun  her bir ayrıntısı önemli ve dikkat çekicidir, ama ilk bakışta , en önemli dört detay göze çarpar. Yeryüzündeki cennet bahçesindeki Adem, Tanrı , Tanrı'nın kolunun altındaki Havva ve Tanrı ve Adem'in birleşmek üzere olan elleri. Tablodaki diğer detaylarda,Tanrı'nın çevresindeki insan suretindeki melekler, göze çarpar.  Bu sıradışı eserde birden fazla figür ve içerik bulunması "Adem'in yaratılışı " tablosunu tek bir hikaye ve olgu ile açıklamayı çok da mümkün kılmamıştır.  Bu eşsiz eser, çapraz bir çiz...

Mutluluk neyle ölçülür?

Resim
  Mutluluk neyle ölçülür hayatta ?  Neyle tanımlar ya da... Para, huzur , maneviyat,sağlık,aşk ,kopmaz bağlar, sevgi...  Küçük bir an küçük bir sevinç yetmez mi mutluluğa. Size bugün bir park kenarından geçerken gözlemlediğim bir andan bahsetmek istiyorum.  Kaldırımda yürüyorum, bir yandan düşünüyorum, insanları gözlemliyorum. Bir parkın yanından geçerken bir yanda oynayan çocukları görürken diğer yanda babalarının çektiği karton arabasının yanında duran 2 çocuk ve çöpten karton toplayan  babaları. Babaları poşetten bir simit ya da poğaça  çıkardı daha sonra ikiye böldü birini bir kardeşe birini diğer kardeşe verdi... Çocuklar o simiti öyle mutlu yiyorlar dı ki hallerinden hiç şikayetçi değillerdi.  Tabi birde onların gözlerinin içine sevgi ile bakan babaları vardı yanında... Sonra diğer çocuk babasını beklerken diğer kardeşine ebe dedi ...  Ve koşmaya başladı... O kadar mutlu gülerek birbirlerini koşturuyorlardı ki parka ...oradan oraya sevinç...